Geri Dönüşümde Radikal Hamle!


Günaydın canlarım!

İyiden iyiye haber bültenine döndü blog son bir kaç yazıdır zira güzel nüanslara dokunduğumu umarak affınıza sığınıyorum.

Şimdiki haberimiz İstanbul’da yaşayanlara! (En azından şimdilik öncelikle İstanbul’da yaşayanlara) Yurtdışında yılllaaaardır olan dönüştürülebilir atıkların ücrete çevrilerek kişilerin teşvik edilmesi nihayet memleketimize de geldi!

Artık geri dönüştürülebilir plastik, metal kağıt gibi malzemeleri, şehrin belli noktalarındaki otomatlarda öğüttüğümüzde İstanbul Kart’a kredi yükleyebilinecekmiş.
Elbette ciddi rakamlar değil karta yüklenecek meblalar zira kesinlikle çöpe atılan ciddi bir çoğunluğu ne olursa olsun teşvik edecek. Malum adı üstünde teşvik, bir kazanç kapısı değil bu!

Bundan 5 sene evvel Hollanda’da büyük bir marketin giriş/çıkış kısmında denk gelmiştim bu otomatlara. Ciddi bir talep de vardı.. Darısı bizim otomatlara inşallah..

Memleketimizde kağıt ve plastik toplayıcıların bu radikal girişim sayesinde işleri baltalanmış olacak belki ama onların erişemediği ve bizim çöpe attığımız
nice atıklar bu teşvik ile daha doğru değerlenecek diye umud ediyorum..

Dünyayı iyilik ve güzellik kurtaracak sevgili okur. He bir de keller demiştim zaten bir önceki yazımda değil mi 🙂

Esen kalın öpüldünüz xx

Reklamlar

Aman Allah’ım Kellik Son Mu Buluyor?!


Eyvahlar olsun sevgili okur! Bilim adamları kelliği ortadan kaldırmak için kolları sıvamışlar. Fareler üstünde demeler başlamış?!

Ben anlamıyorum keller kadar yakışıklı tipler yokken neden böyle işlere girişti bu bilim adamları? Bence kellerin karizmasını kıskanıyorlar hehehe

Buradan öncelikle kocama ve tüm kellere sesleniyorum. Direnin! Sizdeki karizma kimsede yok. Sakın saç ektirmeyin. Sizin farkınız keliniz 🙂

Bu Cumartesi-Pazar hava güzel olacakmış, kelinizi güneşlendirin 🙂 Yeşili ve keli sevin, doğayı koruyun. Öpüldünüz 🙂

 

Yeni Nesil OUTLIER Ajanda, yani “Mikrodalga Fırında Silinebilir Ajanda”


Sevgili okur, geldik bir senenin daha sonuna.

Her sene olduğu gibi bu sene de yeni yıla tertemiz bir ajanda ile başlayacağız. Bahsedeceğim ajanda ise oldukça yeni nesil. Şöyle ki ajandanın her sayfasına özel bir QR kod basılmış(224 sayfada QR kot mevcutmuş). Peki bu nasıl işe yarayacak?

Öncelikle cep telefonumuza “outliers” uygulamasını indiriyormuşuz.Not aldığımız sayfaları bu QR kodu ile taratıp uygulamaya entegre ettiğimizde, uygulama sayesinde sayfa numarası algılanarak uygun sırada notlarımızı sıralıyormuş. Yani notlarımız saniyeler içerisinde dijital ortama entegre ediliyormuş.

Gelelim başlıkta not ettiğim silinme kerametine. Defteri ısıya dayanıklı ve mikrodalga fırına dayanıklı üretmişler. Notları uygulamaya aktardıktan sonra
defterimizi 80 saniye içersinde mikrodalgaya verip veya saç kurutma makinasıyla ısıtabiliyormuşuz. Böylelikte defterdeki notlar siliniyor.

Tüm bunları okuyunca sizin de aklınıza benimki ile aynı soru geldi eminim, ben bu defteri sil sil kullanırım, başka defter almaya gerek yok mu yani?
Orasını ben de bilemiyorum 🙂 Rivayet zamanında dile aldığım bu yazımdan anlaşılacağı üzere, bahse konu defteri ben de kullanmadım. Sadece internette tesadüf edince dayanamadım bahsetmek istedim.

Ha şayet D&R bana bir tane hediye gönderirse seve seve kullanır ve yorumlarım :). Neden olmasın ?

Şuradan da kendinize bu defteri alabilirsiniz.

İyi yıllar:), yılın son haftasından sevgiler, öpüldünüz!

Martılar Neden Denizin Üstünde Uçuşurlar?


Masal bu ya, bundan yüzyıllar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış. Tabi her masalda olduğu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve tabii ki bir de prensesi varmış. Prenses dünyalar güzeli bir kızmış. Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak için saray muhafızları ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiğinde halk eğilir ve gözlerini kapatır, ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalandırılmakmış.

Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir bir köylü delikanlı her şeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle göz göze gelmişler… O an fakir delikanlı prensese inanılmaz bir aşkla tutulmuş. Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş ve günlerce uyuyamamış. Fakir delikanlı ölümü bile göze almak pahasına, prensesi bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel prenses de ona tutulmuş, onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış. Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler. Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan delikanlı ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duyduğu aşkını anlatmış.

Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.

Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş…

Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış…

Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını anlamış ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar… Zamanla prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta ki… Bir sabah sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii korkulduğu gibi olmamış… Martıların bile aracı olduğu İki gencin arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış ve ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.

Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu götürmek için bekleyen martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu söylemiş. Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar hep birlikte mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar…

Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış… Biraz ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarmış…

Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da onun için yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda kendisini fenerden kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Olanlardan habersiz kralın gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar…

İşte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup, o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar.

Kaynak: Ömer Köroğlu

Hep böyle pembe dünyalarda olmak dileğiyle sevgili okur. 🙂

Enfes Bir Kahve Önerisine Hazır Mıyız?


Biliyorum yoruldunuz, yine ağır bir Pazartesi geçti üstümüzden ve yıkılmadık ayaktayız. Ama işin güzel yanı şu ki Pazartesi bitince nedense hafta bitiyor gibi geliyor bana:) Böyle düşününce daha motive oluyorum Salı’ya.

Sonra yahu diyorum tüm gün ipi kopmuş gibi çalıştım. Şöyle iş çıkışı bir nefes almak lazım.

Şayet işiniz veya eviniz Levent, Nişantaşı, Etiler veya Gayrettepe civarındaysa, bu düşünceler de kafanızdan geçiyorsa, kahveyi de seviyorsanız okumaya devam edebilirsiniz:) Çünkü damak tadınızın tüm ayarlarına reset atacak bir kahve tatmaya yönlendireceğim sizi: “Petra Coffee Roaster”

3.nesil kahvecilerin hakkını en çok veren dalgası bence. Biz keşfettiğimizden beri resmen bir kahve ukelası olduk!! Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum ama mis gibi bir kahve tüm mutluluk hücrelerinize dokunsun, içinizde bir senfoni kopsun isterseniz mutlaka deneyin diyorum!Ve eminim siz de bundan sonra içtiğiniz çoğu kahveyi beğenmeyeceksiniz.

Biz eve çekirdek alıp kendimiz yapıyoruz bunun için şiddetli önerim “AKME” çekirdek.(internetten de sipariş verilebiliyor) Tadını damakta bırakacak bir sertlikte harika espressolar içeceğiniz garanti.

Petra’da ise etihopya veya salvador monte deneyebilirsiniz. El Salvador Monte daha eşkimsi bir lezzete sahip olmakla beraber eşkimsi tat sevmiyorsanız denemeyin dememde fayda var:) Etihopya yumuşak içimli;)

Petra’nın Akmerkez(wepublic kısmında),Kanyon(girişte solda), Topağacı, ve Gayrettepe’de (ATV binasının tam arkasında selenium un altında kalıyor) yeri var. Ve hatta Kolektif House’da da yeni bir şube açmışlar..

O zaman o cici yanaklarınızdan öperim. Afiyet olsun canım okur. Selametle..

Aydın Sınıftan Olmak Bunu Gerektirir:


Şu sıralar Atatürk’ün okuduktan sonra tüm okullarda özellikle tüm askeri okullarda okutulmasını önerdiği kitaplardan biri olan “Akzambaklar Ülkesi Finlandiya” kitabını okuyorum.

Eser, yoksulluğa ve imkansızlığa rağmen, bir avuç aydın önderliğinde hemen her meslekten insanın omuz omuza vererek, Finlandiya’yı geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak şekilde gözler önüne seriyor

Kitapta geçen bir demeci paylaşmak istedim:

Fin ulusal hareketinin ideoloğu ve genç Fin aydın sınıfının önde gelen temsilcisi olan ‘Yuhan Wilhelm Snelman’ halkın aydınlanması için şöyle diyor:

Aydın sınıftan olmak devlet resmi giysisini giymek veya boynunda kolalı yakalık, başında şapka olmak demek değildir. Aydın olmak halkın beyni olmak demektir. Halk sizi öğrenim görüp yüksek maaş alasınız, akşamları restorantlarda yemek yiyesiniz, okuma salonu denen yerlerde iskambil veya domino oynayasınız diye yetiştirmedi. O durumda aydın olamazsınız, olsanız olsanız, aydın müsveddesi olursunuz. Halkın aklını, iradesini, enerjisini, vicdanını uyandırmaktır sizin göreviniz. Halkı bilinçlendirmelisiniz.. Halkı.. köylüleri, işçileri, toplumun alt tabakalarını eğitmeli onlara daha iyi nasıl yaşayacaklarını, ülkede yaşam düzeyini nasıl yükseltebileceklerini öğretmelisiniz.

Nasıl çalışmaları gerektiğini öğretin onlara. Yoksul, ama sağlıklı yaşam tarzlarını nasıl düzelteceklerini öğretin. Kendi sağlıklarını çocuklarının sağlığını nasıl koruyacaklarını öğretin. Mutlu bir aile ortamını nasıl gerçekleştireceklerini, kocanın karısına karısının kocasına nasıl davranacağını, çocuklarını nasıl eğiteceklerini öğretin.

Halkı doğruluğa, düzene, alıştırın. Halkın vicdan duygusunu geliştirin. Ona düzene değer vermeyi öğretin. Kendi haklarına olduğu kadar başkalarının haklarına saygı göstermeyi öğretin. Bu konularda halka iyi örnek olun. Halka karşı davranışınızla sözde ve gerçekte onların eğiticileri olduğunuzu gösterin.

Afiyetle kal sevgili okur.. keyifli Pazarlar ve şimdiden iyi haftalar…

Alibaba’ya Aras Kargo Revizyonu


Evet efendim, Aras Kargo harikulade bir başarıya imza attı.

Meşhur Alibaba’nın (başına meşhur koyunca kebapçı gibi oldu ama olsun 🙂 )TR taşımalarını artık  Aras Kargo üstlenecek. Anlaşmalar imzalanmış. Bakalım nasıl olacak..

Sonuçta bir anlamda büyük bir taşın altına da elini koymuş oldu Aras. Hali hazırda mevcut devam eden işlerinin bir o kadarını daha üstlenecek olması ciddi bir yatırım kararını da beraberinde getirecektir aynı zamanda.

2 sene öncesinde Aras Kargo ile görüşmüştüm. Ne kadar da çok istemiştim onlarla çalışmayı. Evrim Hanım’ı görüşmemiz öncesinde de takip ederdim. TR’deki sayılı “başarılı” kadın  yöneticilerden biri. Veliahtlıktan başarıya uzanan güzel bir başarı hikayesi var.

Dahası görüştüğüm müdürlerinden biri de Damla hanım’dı. Görüşmede kendisine bayılmıştım, hem Aras Kargo’da hem de Damla hanım’la çalışmak fikri beni çok motive etmişti lakin, sektörde deneyimi olan bir başka adayla devam etme kararı almışlardı.

Bazen olur ya, kimi kişilerle yolunuz kesiştiğinde başarıya yaklaştığınızı hissedersiniz. Ben de onu açık ara hissetmiştim ama olmadı.. Biz Türklerin en sevdiği cümledir: “hayırlısı”.. Hayırlısı diyerek hüznümü noktalar, Aras Kargo’nun başarısından ötürü de iftihar ettiğimi tekerrür ederek cümlelerimi sonlandırırım.

Alibaba’da hız dönemine hoşgeldik, hoş bulmak dileğimle..

Öpüldünüz.